3/4/2008 ·

 Garip bir gün bu gün. Her yer sessiz sanki. Her yer sessiz ya, benim kulağımda bir uğultu var. İki gündür farkındayım aslında. Doktora gitmek mi?.  Nefret  ederim. Ama böyle giderse mecburen gideceğim.

 İki numara  çok yoğun bu günlerde , sürekli yorgun o yüzden. Vitamine başladı.   Vitamin deyince annem küçükken hep ağzıma vitaminler tıkıştırıp dururdu. Tadı hala bile ağzıma gelir bazen. Portakalımsı bir şeydi.

 bu kadar

 

15/3/2008 ·

 cadı garı yorgun bu günlerde. Bahrdandır denir ya hemen. Yok bahar mahar değil onun derdi.  Genel bir yorgunluk havası. Bir bezginlik havası.Gündemden de bıktı. Yordu . Ama son gündem ile ilgili en iyi söz  sanırım, eceli gelen köpek cami  duvarına işer olacaktır.

   Bu yazıda bu kadar yorgunuz dedik ya , e sonrası sonra işte

yok başlık maşlık

6/3/2008 ·

 biraz sukunete ihtiyacım var. O yüzden şablonumu  böyle yaptım. Zaman zaman düşünürüm yoga yapmayı  , hatta yüzyıllardır ama hiç yapmadım. Yoga öğretmeni bir arkadaşım bile var , üstelik.

Bunaldım türban davasından da, gündemdeki her salak şeyden de.  Yoga atarmı kafamdaki bu şeyleri. Atsa ne olacak. Akşam haberlerde yine karşıma çıkacak.

  Hayat devam ediyor. Bu gün bir programa katılan konuk. Hep başka evlerin ışıklarına bakarız dedi Halbuki bizim evlerimizin ışığına da bakan binlerce kişi var. Kendi dışımızdaki hayatlar bizi niye daha çok ilgilendirir acaba. Yoksa BBG ler bu kadar rağbet görürmüydü. .İşte öyle bir şey

   sonrası yine sonra 

 

yazıyoruz

29/2/2008 ·

 Şu blog işine  bulaşalı. Anladım ki Türkler   kendini  yazarak ifade etmeyi seviyor.  Yani  sarıkıza   selam  devirlerini epey bi atladık. Ama aramızda ne çok şair varmış meğer. Bazen şiir sitelerine rastlıyorum ,dolaşırken  şiirden anlamam ama bayağı da  güzel şiirler çıkıyor.

   Aslında Türk Edebi Hayatı da az parlak değildir. Namık Kemaller, Şinasiler, Reşat Nuri ler , Orhan Veliler olmasa  ne kadar renksiz bir hayatımız olurdu. Mesela Yaprak Dökümü olmazdı. Acaba Reşat Nuri hayatta olsa severmiydi bu versiyonunu.

      Bu arada  gördünüz ki cadıgarı edebiyatla da biraz ilgileniyor. Sonrası yine sonra

 

3.yazı - kimdir bu cadıgarı ne işi var blogda

24/2/2008 ·

Ben burayı yine unutmuşum, hatta neden açtığımı hepten hepten unutmuşum. Sonra aklıma geldi   iki numaralı çocuğum evden çıkarken ona söylediğim bir söze karşılık; şakayla karışık da olsa cadı kadın demişti bana. Ben de onu biraz daha bozup cadıgarı yaptım. Açma nedeni de , acaba blog açmayı becerebilirmiyim  düşüncesiyle gelişmişti. becermişim , hatta  çaktırmadan yorum bile almışım.Ne yapalım arada buraya da uğrayalım o zaman.

Cadıgarı ne yapar, ne yer ne içer. Herkes gibi biri. Hayalleri var, özlemleri var, geçmişi , geleceği var. Hayatında olmazzsa olmazları var. Ama buraya onları bi yazssa şıpın işi çakılır kim olduğu. Peki gizemli olmayı sevrmi bu cadıgarı. Ah bi becerebilse sever belki de. Amma bi açık verir illaki.. Şekil -1. Balkahve anlamış olabilir kimliğini. Hatta olabilir değil anlamıştır.

Şehirlerden bir şehir de yaşar. Çok sever orayı  annesinin deyimiyle tayırtayır gezer o şehrin sokaklarını. İyi de eder.

sonrası  sonra

« Önceki | Sonraki »